Evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona ermesi, eşler arasındaki hukuki bağı çözerken, müşterek çocukların geleceği ve refahı açısından yeni hukuki düzenlemelerin yapılmasını zorunlu kılar. Hukuk sistemimiz, boşanma sürecinde ve sonrasında çocukların üstün yararını korumayı temel prensip olarak benimsemiştir. Bu bağlamda, velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerine mali gücü oranında katılma yükümlülüğü bulunmaktadır. Hukukumuzda bu mali katkıya “iştirak nafakası” adı verilmektedir.
Boşanma hukuku alanında çalışmalar yürüten Av. Tolga Çelik ve Av. Nur Baştürk’ün de hukuki inceleme ve süreçlerde sıklıkla üzerinde durduğu üzere, iştirak nafakası kurumu, eşlerin boşanmasından bağımsız olarak çocuğun yaşam standartlarının korunmasını hedefler.
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 182. maddesi gereğince, velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. İştirak nafakasının temel amacı, evlilik birliği devam ederken çocuğa sağlanan yaşam standartlarının, boşanma sonrasında da mümkün olduğunca sürdürülmesidir.
Bu nafaka türü, eşlerin birbirlerinden talep ettiği “yoksulluk nafakası”ndan tamamen farklıdır. Yoksulluk nafakasında eşin kusur durumu veya boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gibi kriterler aranırken; iştirak nafakasında eşlerin kusur oranlarının hiçbir önemi yoktur. Kendisine velayet verilmeyen eş, boşanmada tamamen kusursuz olsa dahi, müşterek çocuğun giderlerine katılmakla mükelleftir.
İştirak nafakasına karar verilebilmesi için belirli yasal şartların oluşması gerekmektedir:
İştirak nafakası, kamu düzenine ilişkin bir konudur. Bu nedenle, boşanma davası sırasında taraflar iştirak nafakası talep etmemiş olsalar bile, Aile Mahkemesi hakimi çocuğun üstün yararını gözeterek re’sen (kendiliğinden) iştirak nafakasına hükmedebilir.
İştirak nafakası miktarının belirlenmesi, hakimin takdir yetkisinde olmakla birlikte, bu yetki kanunda belirtilen objektif kriterlere göre kullanılır. Nafaka miktarı belirlenirken temel alınan unsurlar şunlardır:
Hakim, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasını (SEDA) yaptırdıktan sonra, hakkaniyete uygun bir nafaka tutarı belirler. Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar nafaka miktarını kendileri belirleyebilirler; ancak hakimin, belirlenen bu miktarın çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yetip yetmediğini denetleme yetkisi ve görevi bulunmaktadır.
Boşanma kararı verildikten sonra geçen yıllar içinde, ekonomik koşullarda veya tarafların hayatında önemli değişiklikler meydana gelebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca, durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilir veya nafakayı tamamen kaldırabilir.
Uygulamada, nafakanın her yıl Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) veya TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) oranında otomatik olarak artırılmasına karar verilmesi, sıklıkla başvurulan ve sonradan açılacak uyarlama davalarının önüne geçen pratik bir yöntemdir.
İştirak nafakası, kural olarak mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak boşanma davası devam ederken, çocuğun bakımsız kalmaması adına dava süresince ödenmek üzere “tedbir nafakası” olarak hükmedilir ve karar kesinleştikten sonra bu ödeme iştirak nafakası adını alır.
İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin (reşit) olmasıyla, yani 18 yaşını doldurmasıyla kendiliğinden sona erer. Ayrıca çocuğun evlenmesi veya mahkeme kararıyla ergin kılınması durumlarında da nafaka yükümlülüğü ortadan kalkar. Çocuğun veya nafaka yükümlüsünün vefatı da iştirak nafakasını sona erdiren kesin durumlardır.
İstisna (Eğitimin Devam Etmesi): TMK madde 328/2 gereğince, çocuk ergin olmasına rağmen eğitim hayatına (örneğin üniversiteye) devam ediyorsa, eğitim süreci tamamlanana kadar anne ve babanın çocuğa bakma yükümlülüğü devam eder. Bu durumda, ergin olan çocuk bizzat dava açarak “yardım nafakası” talebinde bulunabilir.
Boşanma davalarında iştirak nafakası, çocuğun bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişiminin sekteye uğramaması adına hukuk sistemimizin getirdiği en önemli güvencelerden biridir. Sürecin, tarafların ekonomik gerçeklikleri ve çocuğun üstün yararı ekseninde, hassasiyetle yürütülmesi gerekmektedir. Hukuki süreçlerde herhangi bir hak kaybı veya usul hatası yaşanmaması adına, konunun teknik detaylarına hakim hukuki profesyonellerden destek alınması büyük önem taşımaktadır
1
Makam Takımı Trendlerinde Konfor, Tasarım ve Kurumsal Prestij Öne Çıkıyor
2
Tuba Butik 2024 Modası
3
Özel Tasarım Giyinme Odası Modelleri: Fonksiyonel, Şık ve Kişisel Alan Çözümleri
4
ISO 27001 Belgesi Bilgi Güvenliğinde Kurumsal Standart
5
Yaz Çocuk Spor Okulu Programları Yaz Tatilinde Büyük İlgi Görüyor
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.